Lynne Farrow (1974)
Feminizm anarsizmin vaaz ettigini uygular. Feministlerin, dürüstçe uygulayici Anarsistler olarak adlandirilabilecek yegane mevcut protesto grubu oldugunu bile iddia edilebilir; çünkü birincisi, kadinlar kürtaj klinikleri ve gündüz bakim merkezleri gibi belli projeleri kendi baslarina uyguluyorlar; ikincisi, çünkü sag veya solun politik mücadele terimlerine --sirasiyla reformizm veya devrim-- angaje olmayi reddeden apolitik kadinlarin [olmasi].
Ancak kadinlarin belli projelere olan ilgisi ve onlarin a-politik faaliyetleri hem sol, hem de sag için büyük bir tehdit de olusturmaktadir; ve feminist tarih kadinlarin nasil kendi çikarlarindan [ilgilerinden] ayartilarak uzaklastirildiklarini, yasal düzeyde kurulu partilerce nasil cezbedildiklerini, ve kuramsal düzeyde Solca yutulduklarini göstermektedir. Bu yutulma, bizi Feminist durumun ne oldugunu sormaktan siklikla alikoymustur? Degisim için en iyi strateji nedir?
Kadinlarin kurtulusuna yönelik ilk itki, liberallerin firtinali bir ilga [abolition, kölelik karsiti] kampanyasi ortasinda olduklari 1840'larda ortaya çikti. Etkili birkaç Quaker kadini, aktif bir sekilde Güney'in köleligi sürdürücü sistemini liberallestirmek amaciyla konusmalar yaptilar, ve kisa zaman içinde Siyahlar için öne sürülen temel haklarin kadinlardan da esirgendigini fark ettiler. Cesur kadin ilgacilardan [kölelik karsitlarindan] ikisi, Lucy Stone ve Lucretia Mott, arkadaslari liberalleri alisilmamis bir derecede rahatsiz ederek, kölelik karsiti konusmalarinin sonuna bazen feminist düsünceleri ilistirmeye baslamislardi. Ancak yerlerini bildikleri ve hangi amacin daha ciddi oldugunu hatirladiklari sürece, kadinlar bir tehdit olusturmuyordu.
Ardindan 1842'de Londra'da Dünya Kölelik-karsiti kongresi toplandi, ve bazi Amerikan kadinlar da diger Ilgaci delegelerle beraber Atlantik'i astilar; ancak, yalnizca kadinlarin toplantilara katilmasini engellenmekle kalinmadi, daha da kötüsü [kadinlar] bir perdenin arkasinda oturmaya zorlandilar. Kadinlarin katilimini engelleyen liberallerin kölelik-karsiti zirvesinin ikiyüzlülügüne öfkelenen Lucretia Mott ve Elizabeth Cade Stanton, Amerika'ya dönmeye ve kadinlarin kurtulusu için örgütlenmeye karar verdiler.
Yerel gazetedeki üç günlük bir ilanin ardindan birlesimin yapildigi kiliseyi dolduran çok sayidaki kadini çeken, ilk Kadin Haklari Kongresi 1848'de New York Seneca Fails'de yapildi. Oldukça canli geçen kongrenin sonunda, Ingiltere Krali George'dan ziyade erkeklere [-in tümüne] yönelik olan Bagimsizlik Bildirisi'ne dayanan bir Haklar ve Düsünceler Bildirisi ortaya çikti. Amerika'daki Kadin Haklari Hareketi'nin resmi baslangici olarak kabul edilen bu kongrenin ardindan, feminizm kadinlarin mülkiyet hukukunu ve diger sikintilarini hedef alarak hizli bir gelisme gösterdi.
Amerikan Feminizmi küçük de olsa bir destek kazandiginda, liberaller bu kadinlarin enerjilerini zamanin gerçek meselesi --ilga-- yerine kadin meselelerine harcamalarindan sinirlenmeye baslamislardi. Herseyden öte, bu zencilerin zamaniydi" ve kadinlar böylesi bir zamanda kendileri için düsünecek kadar adi olamazlardi. Iç Savas'in yakinlasmasiyla, bu retorik incelikten açik bir öfkeye dönüstü. Bir ulusal kriz [yasanirken] kadinlar kendilerini feminizme adayacak ölçüde nasil vatanseverlikten uzak olabilirlerdi. Savas bittigi ve Siyahlara Anayasa dogrultusunda esit haklar tanindigi zaman buna kadinlarin da dahil edilecegi güvencesiyle, neredeyse Amerika'daki her feminist kendi feminist bilincini bastirarak bu noktada liberal çikarlara destek verdi.
Atesli bir Ilgaci olan Susan B. Anthony, o zaman liberallerin önerilerini kabul etmeyi reddettigi bilinen tek feministti. O, Ilgacilarin saflarina katilarak onlarla kaynasan yandaslarinin yavas yavas parçalanmasina karsin, kadin haklari için mücadele etmeye devam etti. O, her iki mücadelenin de es zamanli olarak sürdürülebilecegi, ve eger böyle olmazsa kadinlarin savasin ertesinde unutulacagi konusunda israrciydi. Hakliydi. Savasin ardindan kongrede 14. Degisiklik yürürlüge sokuldugu zaman, kadinlar yalnizca dahil edilmemekle kalinmadi, özellikle dislandilar. Kisiden bahsedildiginde bunun erkek bir kisi[den bahsedilmeye] denk düstügünü belirgin kilmak amaciyla, Anayasa'ya ilk defa "erkek" kelimesi yazildi.
Örgütlü feminizme karsi [vurulan] bu önemli darbe, kadinlar için yasal açidan ilerlemeleri daha da zorlastirdi. Ardindan 1913'e gelindiginde, Britanyali kadinlar binalari bombalayarak ve atese vererek militan taktikler uygulamaya basladiklarinda, hevesli, genç bir Quaker kökenli kadin [olan] Alice Paul egitim amaciyla Ingiltere'ye giderek, kötü ünlü Pankhurst'larla birlikte çalismaya basladi. Oy hakki davasini yeniden canladirmaya kararli bir halde ABD'ye geri döndü ve kisa zaman sonra pratikte islemeyen Ulusal Kadinlarin Oy Hakki Birligi'ni oy hakkini kazanmak için Washington'da yeniden bir federal kampanya baslatmaya ikna etti.
Çok kisa bir zaman zarfinda, ve örgütlenme ile strateji [konularindaki] saf dehasi sayesinde, Alice Paul dikkate deger, çok-hizipli bir hareket yaratti. En etkili taktigi, Baskan Wilson'un yurtdisinda demokrasi nutuklari atarken Kadinlarin Oy Hakki [konusundaki] otoriter durusunu kinayan, utanç verici pankartlarla Beyaz Saray'in etrafini kusatmak oldu. I. Dünya Savasi durmaksizin yaklasmakta, feministlerin isbirligi için sahne bir kere daha hazirlanmaktaydi.
Pasifistler kadinlarin ülkülerini geçici olarak birakmalarini ve baris çabalarina katilmalarini talep ederken, ayni zamanda çogunluk[taki] savas kartallari ise kadinlarin böylesi bir zamanda ülkelerini terk ettikleri rezaletini [yaydilar]. Binlercesinin feminist ülküyü terk ederek kendi taraflarina yardim etmesiyle, kadinlar bir kere daha isbirligi yaptilar; ancak, yine de küçük ve etkin bir grup [olan] Ulusal Kadin Partisi, sonuna dek oy hakki için savasmakta kararli kaldi.
Degisime yönelik feminist çabalari asimile edilmesinden sagin mi yoksa solun mu daha fazla sorumlu oldugunu ortaya çikarmak zordur. Tarih bizi onlarin yöntemlerinin ayni olduguna, ve "daha büyük mücadele"nin önceligi konusundaki süphe duymayan güvenlerinin kaçinilmaz olarak feminist meselelerin tali bulunarak ciddiye alinmadigina inandiriyor. Mevcut Siyah Hareketin ve Marksist egemenligindeki solun analizleri, kadinlarin planlarinda niteliksel bir daralmaya yol açmaktadir --yani, asli mücadele için verilen savas kazanildiktan sonra, kadinlar kendi [mücadelelerine] döneceklerdir. Kadinlar beklemelidir. Kadinlar daha büyük davaya yardimci olmalidirlar.
Siyah kadinlarin siirleri, güçlü bir sekilde, egolarin geleneksel olarak insa edildigi Siyah erkek egolar olusturulmasiyla tanimlanir; [yani] kendini alçaltma ile. Beyaz patronu tarafindan igdis edilmekte olan, ve bu nedenle de kendisini üstün hissetmek için kadinina ihtiyaci olan Siyah erkegin ellerinde aci çeken Siyah kadinin gururlanmasindan bahseden tema tekrar tekrar isitilir. O [Siyah kadin] üzerine düseni yapar. Onun çektigi aci, onurlu bir fedakarlik olarak gördügü Siyah (Erkek) mücadelesine dogrudan yapilan bir katkidir. (Germaine Greer'in belirttigi gibi, kadinlarin tehdit edecek hiçbir güçleri olmadigi için, igdis edilemezler; ve bu nedenle herkes onlarin güçsüzlüklerini dogal görür ve hiç kimse kadinlar tekmelesin diye önlerinde egilmez.) Öte yandan Siyah erkegin güçsüzlügü ise, erkek oldugu için ve beyaz erkegin potansiyel gücüne sahip oldugu için, yalnizca geçicidir. Onun tek ihtiyaci olan sey, beyaz erkegin ona hakim oldugu sekilde hakim olabilecegi bir kadindir, ve itibarini yeniden kazanacaktir. Siyahlar, Siyah'in güzel oldugunu fark ederek beyaz üstünlügüne meydan okumuslardir. Ancak hala beyaz aile modeline, arzulanir bir sey olarak görülen ve bu yüzden de erkek üstünlügünü destekleyen ataerkil aileye meydan okumalari gerekmektedir.
Juliet Mitchell, düsünceleri (Woman's Estate'de [01] oldugu gibi) bir grubun --örnegin feministlerin-- oldukça somut sikayetlerini, tüm gruplarin ideolojiler olarak adlandirilan soyutlamalara dahil oldugu daha büyük bir mücadele açisindan ilgisiz veya semptomatik [belirtisel] olarak yorumlayan bir kavramsal stili temsil eden, bir Marksist feministtir. Tahmin edilebilecegi üzere, kuramda çeliskiler görülürse, Mitchell, bunlari bir yerlere yerlestirecek sekilde [kurami] genisletecek olan bir "gözden geçirme", bir soyutlama çagrisinda bulunur. Ögrenciler, kadinlar, Zenciler veya homoseksüeller gibi ilgi gruplari, dogrudan dogruya durumlarindan kaynaklanan kendi önceliklerini formüle ettiklerinde, Mitchell, onlari kendi gereksinimlerinin birer semptom oldugunu görmeyi reddederek, çaresizce dar görüslü kalmakla suçlar. [Mitchell] onlarin anlamalari gereken sey "topyeküncülük"dür [totalism, bütüncüllük], bütün analizleri sona erdirecek bir analizdir, diye devam eder.
"Sömürülen bir sinifin veya ezilen bir grubun tam olarak geliskin bir siyasi bilinci kendi içinden degil, ancak toplumdaki tüm siniflarin karsilikli iliskilerinin bilgisinden (ve tahakküm yapilarindan) kaynaklanabilir . . . Bu, diger grup ve siniflarin sömürüldügü veya ezildigi yollarin derhal kavranmasi anlamina gelmez, ancak bir kimsenin tüm diger ezilen gruplarla dayanismasinin gerektigini anlayarak, kapitalizme karsi "topyeküncü" bir saldiri çagrisi yapacagi anlamina gelir."
Kullandigi "topyeküncü" terimlerinin, daha az önemli terimleri onun kendi orijinal Marksist düsüncesinin otoritesi altinda ikincil kategorilere indirgeyerek, yiyip yutmaya hizmet ettigi düsünülerek, Mitchell kolaylikla kavramsal emperyalizm ile suçlanabilir. Mitchell'e göre, kendi çikarlarina kendi bildikleri sekilde cevap veren bireysel gruplar [çözüm] yolunu ve fedakarligi görmeyi ögrenemelidirler. Genelin iyiligi için kendi kaygilarindan feragat etmeleri gerektigi seklindeki fikri, hiçbir çikari temsil edemeyecek bir soyutlama hale gelir, çünkü bu öyle genis bir hale gelmistir ki farkli çikarlari herhangi bir sekilde iliskilendiremez.
"Topyeküncü konum bunun gerçeklestirilmesinin ön kosuludur, ancak ya farkindaligini [bilincini] çesitlendirmelidir; aksi takdirde isçi sinifi ekonomizminin irksal veya kültürel esiti olan, bir kimsenin kötü sekilde akan kendi burnundan baska hiçbir sey görmemesine [benzeyen] bir Zenci sovenizmi çamuruna saplanilip kalinir."
Mitchell'in fikirleri, örgütlü sol veya örgütlü sagin tarihsel olarak kadinlari kendi çikarlari için çalismaktan alikoymalari [saglayan] ayni yollarla bireyselciligin tüm biçimlerini geçersiz kilmaktadir. Yurttaslardan "yurtsever" olmalarinin talep edilmesi gibi kadinlardan da "topyeküncü" olmalari istenmistir. Paternalizmin bir çesidinden baska birisine yönelmemiz talep edilir bizden. Bizden, en ufak bir inanç kirintisiyla dahi en acil sikintilarimizla tek bir baglantisinin oldugunu iddia edemeyecegimiz, hiyerarsik meta-analizine uymamiz istenir. Herkes için iyi olanin, bir kisi için de iyi oldugu varsayilir.
Topyeküncülügün üzerimizdeki büyüyen tehditinin hayaleti ile, bizden çikarlarimizin otantikligini mesru kilmamiz ve rasyonallestirmemiz istenir; yani kendi davamizin pesinde gitmeyi birakmali ve dikkati baska bir yere çekecek sekilde onu savunma'nin agina düsmeliyizdir. Bizler bir grubun çikarlarinin bir baskasindan daha önemli oldugu seklinde düsünmeye o kadar alistirilmisizdir ki, ilk basta bir grubu bir digerinin karsisinda kapistirmanin degerini sorgulamaktan ziyade kendi kendine rasyonellestirmeye gömülüp kaliriz.
Bu "topyeküncü" yaklasim yalnizca hangi nedenin birincil oldugu konusunda fazlasiyla karistirici olmakla kalmaz, sorunun dogasi topyeküncü ise o halde çözümün de öyle olmasi gerektigini önerir, ki bu bizi kadinlarin her zaman kazigi yedigi bir yere geri getirir. Gruplar, uzunca bir süre (genellikle teoriklestikleri müddetçe, örn. Iç Savas öncesi feministlere verilen sözler gibi) "tümünün birarada" oldugu aldatmacasi ile çalisabilirler. Bu soyut sekilde tasarlanmis durumlara iliskin belirli bir sey yapmak gerektigi zaman, topyeküncü düsman kolayca bulunup, yok edilemez. Kisacasi çözümler, ilkin neyin ve kim için yapilacagi hakkindaki belli seçimlerin yapilmasini gerekliligini ima eder. Bu nedenle, digerlerini bastirmakta en etkin olan gayeye öncelik verilecek ve digerleri ise bekleyecektir. Bu veya topyeküncü çözüm, hiç kimseye bir yarari olmayacak sekilde enerjiler harekete geçirerek oldukça dagilacaktir. Kadinlar, cinsiyetçilige karsi mücadelelerini herhangi daha büyük bir mücadele içerisinde gördüklerinde, her iki sekilde de kaybedeceklerdir.
Eger feminist mücadele diger siyasi hareketlere tegetsel veya destekleyici degilse, o halde nasil nitelendirilebilir?
Kadinlarin çogu, hayatlarinin en azindan bir kisminda erkeklerle yasamak ve çalismak zorunda oldugu için, genellikle "zalim" [oppressor] olarak adlandirilanlarla ilgili karsilastiklari sorunlar baglaminda, digerlerinden radikal sekilde farkli bir yaklasima sahiptir. Kadinlarin, kisisel veya mesleki nedenlerle erkeklerle olan iliskilerini sürdürmekten genellikle çikarlari oldugu için, sorun yalnizca erkeklere indirgenemez veya onlarla iliskilendirilemez. Birincisi, bu, dogal olarak [kadinin] kendi çikarlarina karsi olacak bir çözüm olarak, onlarin durumdan dislanmasini ima eder. Ikincisi, sorunun kaynagina odaklanmak, zorunlu olarak soruna [odaklanmak] demek degildir. Çatismayi, [belirli insanlar] arasinda gerçeklesen davranislar türünden degil de, belirli insanlarla iliskilendirmek bir hatadir.
Buradan erkeklerle iliskilerini sürdürmek kendi çikarlarina oldugu için kadinlarin kendi kosullarina tamamen farkli bir sekilde, zorunlu olarak durumcu bir temelde iliskilenmeleri gerektigi ortaya çikar. Buradan da feminizmin enerjisinin insan (veya mücadele) merkezli olmak yerine sorun-merkezli olacagi ortaya çikar. Bu vurgu, bazi ayricaliklar için mitolojik bir zalimle bize-karsi-onlar türünde rekabete degil, birbirine karsi herhangi bir saflasmaktan kaçinmaya yönelecektir. Örn., eger cinsiyetler arasinda halihazirda rekabetçi bir durum mevcutsa, Karate ögrenmek yalnizca silah stogumuzu kuvvetlendirecektir, her iki taraftan da; mücadelenin kosullari her iki taraftaki güç dengesini degistirmeyecektir.
Durumculuk olarak feminizm, Marks'a atfen toplumsal analiz ve asil sebepleri ayrintili sekilde incelemek gereksizdir anlamina gelir, çünkü degisikliklerin kökü sorunlarin kaynaklandigi durumlarda olacaktir; aksine, degisiklik insanlara, zamana ve mekana özgü olacaktir. Bizler yüz yüze sorun çözümüne saygi göstermedigimiz veya utandigimiz için, ya da bu her ikisi yüzünden, bu yaklasim genellikle ragbet görmemistir. Bizler bu gibi kaygilari, eger derhal daha büyük ölçekli çikarlarla tanimlanmiyorlarsa veya bu kaygilar "daha büyük bir kosulun belirtileri" olarak evrensellestirilemiyorsa, küçük seyler olarak nitelendiriyoruz. Güvenli bir sekilde bir açiklamaya indirgenmis olan "erkek sovenizmi"ni tartismak içindeki "kapitalizm"i tartismak kadar verimsizdir; bizler, sorundan ve onunla acilen etkilesime geçme gerekliliginden, veya diger insanlara karsilik vermekten gayet etkin bir sekilde kendimizi uzaklastirmisiz. Böylesi bir kuramsal asiri-eklemleme [over-articulation, kadinin sinifa, vb. eklemleler], bir kisinin kendi bireysel katilimi asla olmaksizin kritik bir duruma cevap verdigi hayalini yaratir.
Baslangiçta feministler kapsayici bir kuramin olmayisina karsin, birçok küçük yakinmaya sahip olmakla suçlanmaktaydi. Bu medyada büyük bir eglenceye yol açmisti, çünkü kocalarinin soyadlarini alan evli kadinlar, yetersiz günlük bakim olanaklari, sürekli olarak kadin yerine 'kiz' [kelimesinin] kullanilmasi ve erkeklerle esit temelde çalismak isteyen kadinlar gibi seyler arasinda genis bir temele dayanan bir kuramsal baglanti yoktu. Bu çesitlilik bir güç olmaktan ziyade bir zayiflik olarak görülmüstü. Tahmin edilebilir oldugu üzere, pek az Marksist feminist firsattan istifade ederek davanin müdafisi haline gelmis, kadinlarin sorunlarini 'yeniden üretim ideolojisi' ve diger bazi bos kavramlar çevresine odaklayarak, feminizmi kuramsal açidan saygin yapmislardir.
Feminizm geleneksel olarak zamanin ihtiyaçlarina --örn. aile veya arkadas topluluklari etrafinda odaklanarak-- uygun, önceden tasarlanmis [ad hoc] çözümler bulmaya çalismistir. Ancak, kadinlarin kurtusunu en yüksek düzeye tasimayi hedefleyen belli bazi ilkesiz, yasal, iyi tanimlanmis (keza kuramsal) girisimler olmustur.
Örnegin, yakin zamanda bazi arkadaslarimla birlikte bosanma üzerine feminist bir konferans hazirlanmasina katildim. Nasil bosanilacagini anlatacak bazi konusmacilar ve bunu isteyen kadinlara ücretsiz yasal tavsiyelerde bulunacak bazi avukatlar bulduk. Bosanmayla ilgili olan veya ilgilenenleri ilgilendiren konular etrafinda çesitli atölye çalismalari düzenlendi. Bu problem-merkezli konu sayesinde çok sayida topluluk üyesi kadin, muhtamalen de kendilerini feminizmin bulaniklastirici kavrami ile tanimlayan kadinlar, geldiler, bu onlarin ilgisini çekti. Herkes tavsiyeler, telefon numaralari, avukat isimleri alip vererek hevesli bir sekilde katilim gösterdi. Benzeri kötü kosullarda yasayan kadinlarin destekleyiciliklerinden etkilenen bazi kadinlar atölye çalismalarinda agladilar.
Ulusal Kadinlar Örgütü'nden (NOW) olan bir konusmacinin bosanma ve örgütün gelecek planlarina iliskin resmi ulusal konumu üzerine konusmasina kadar konferans pürüzsüzce sürüyordu. Burada, yalnizca nitelikli insanlarin bu tür bir yasal düzenlemeye katilabilmesini saglamak amaciyla evlenmeden önce çiftin testten geçmesi önerisi de içeriliyordu. Muhtamelen yasa yapicilar tarafindan olusturulacak testi geçemeyenlerin cesareti kirilacak, böylece de gelecekteki bosanmalar engellenecekti.
Mevcut yasalarin yarattigini daha çok yasanin degistirecegine ve böylece de insanlari kendilerinden koruyacagina inanmanin bariz yanlis mantiginin yanisira, N.O.W. önerisi kadinlarin kurtulusu sorununu --Marksist Branka Magas'in 'kültürü ele geçirmek' tutkusuna çok benzer olan-- despot, bütüncül araçlarla çözme girisiminin bir örnegidir. Insanlari ulusal yasalarla zorlamaya tesvik etmek, güç dengesini degistirmek için onlari bir devrim yaratmaya tesvik etmeye benzer. Her türden büyük ölçekli degisim, kendi alicenap otoriterligine hizmet edecek sebepleri bulacaktir. Dahasi, taraflardan her birisi herkes için iyi olanin bir kisi için de iyi olacagini, ve bu nedenle de isbirligi modeli içerisinde devrim tutkusunu ilerletmek için her aracin kullanilabilecegini iddia edecektir.
Böyle ara sira yapilan büyük ölçekli öneriler, insanlarin, ulusal reformlar gibi seyler için birlik olunmasini haykiran gerçek bir ordunun, durumcu olmayan Kadinlar Kurtulusu Hareketi gibi bir seyin olduguna inanmalarina yol açar. Medya bunu kalicilastirmistir. Ancak kendiliginden olusan böyle bir feminist hareket yoktur. Feministler, aileler, komünler, is yerleri içerisinde topluluk temelli projelerinde çalismakla, kendileri için bir imaj veya kimlik insa etmeye odaklanmayla fazlasiyla mesguldürler. Ayrica, tek bir hareket imaji veya ilkesi, ve yasantilarini bu imajla karsilastiran, kendi yasam tarzlarinin ve çalismalarinin 'HAREKET' ile uyumlu olup olmadigina bakan böyle kadinlarin varligi zarar verici olurdu.
'Hareket' ayni zamanda birlestirici ve bir programa sahip olmamakla elestirilmisti. Aynen öyle. Iste maksat da tam budur. Feministlerin degisime yönelik uygulama ve eylemlerindeki çesitlilik onun gücüdür. Feministlerin askeri anlamda liderlerinin olmamasinin sebebi de yine aynidir. Önderlik edecek bir sey yoktur. Biz devrim planlamiyoruz. Kadinlar, yapabilecekleri yerde yapabilecekleri seyleri yapiyorlar. Bizler birlesik degiliz, çünkü kadinlar kendilerini bir sinifa karsi savasan baska bir sinif olarak görmüyorlar. Bizler erkek tiranligina karsi harekete geçirilecek bir kadinlar kurtulus ordusu tasavvur etmiyoruz. Kendi basina dayanisma hükümetlerin imal ettigi bir seydir, ve bu yöntemleri uyarlamak yalnizca onlara karsi biz perspektifini, cinsiyet-sinif karsitligini kuvvetlendirir. Diger mücadelecileri böylesine paranoyak bir tarzda tanimlamak, acimasiz rekabeti cesaretlendirir ve yarismayi devamli kilar. Dahasi, dayanismayi vurgulamak yalnizca kisiler olarak yaptigimiz seyler hakkinda bilinçlenmemize, ve böylece de kendimizi cinsiyetçiligin pratik sorunlarina vermeye baslamadan önce bireysel farkliliklarimizin öne çikarilmasina ve çatismalar olmasina yol açar.
Ulusal Kadinlar Örgütü'ne ragmen, feminizm evde baslar ve topluluk disina da genellikle çikmaz.
Sifali bitkiler ve iyilestirme sanatlari uygulayan ebeler ve cadilar bizim bireysel gelenegimiz içerisinde göze çarpan bir yer tutarlar. Ailedeki kadinlar hamileligin nasil anlasilacagina, gebelikten korunmaya, enfeksiyon tedavilerine, kanamanin durdurulmasina, kramplarin engellenmesine ve acinin hafifletilmesine iliskin bilgilerini aktarirlar. Kadinlar, sakince ve zaman zaman da gizemli bir sekilde, bunun politikasina iliskin ayrintilara girmeksizin çocuklarina ve arkadaslarina yardim ederler. Bunlarin geçerlilikleri dehset ve korku yaratmakta, ve alaya alinma riskini tasimaktadir, ancak yaptiklari seyi açiklamak veya gizemli hale getirmek için duraklamazlar, onu sadece yaparlar. Ebe yöntemlerinden geriye kalan gizemli tanimlamalar, anneden kizina aktarilan bir kadin [geleneksel] bilgeligi [lore], "koca kari uydurmalari" olarak küçümsenir.
Su andaki feminist dalga, kadinlarin yüzeye çikan saglik sorunlarindaki bireysel gelenegi temel mesele olarak görür. Yerel alanda yeterli kürtaj, dogum kontrolü, hamilelik testi ve genel tibbi bakim ihtiyaçlarini karsilamak amaciyla tüm ülke çapinda küçük projeler ortaya çikmistir. Kadinlar daha önceleri kisitli imkanlara sahipti veya doktorlarin babacanligina güvenmek zorunda kaliyorlardi. Yeni kadin gruplari, çok cüzi bir fiyatla veya hiçbir maliyeti olmaksizin kadinlarin kendi kendilerine güvenli bir sekilde yapabilecekleri birçok rutin tetkikler ve hizmetler oldugunu kesfettiler.
Yerel kadin merkezimizde, talep ortaya çiktikça çesitli hizmetler --örn. kürtaja iliskin tavsiyeler ve günlük olarak topluluga bilgi sunulmasi-- saglayan böyle bir grup, bu kaygilar etrafinda örgütlendi. Buna katilanlar kendi islevlerini, sorun çözücü, kadinlarin ihtiyaçlarina yardimci olan ve mevcut kaynaklarla bu sorunlari en çabuk sekilde çözen bir topluluk hareketi olarak görüyorlar. Tabii ki, kendi kapasitemiz dahilinde oldugunu ögrendigimiz ve danisma gerektiren seyler vardir. Merkezde hamilelik testleri kolayca ve gönüllüler tarafindan ücretsiz olarak yapilmaktadir. Kürtaj vakalari yetkin, dikkatlice incelenmis ve asgari bir ücret alan bir doktora yönlendirilir. En ucuz ve en iyi cinsel hastaliklar klinikleri listesi hazirlanmis ve brosürlerle dagitilmistir. Projemizin kapsami ve çoskusu tamamen yakinimizda yasayan insanlarin ilgileriyle belirlenmektedir. Karsilikli bilgi degisimi konusunda diger gruplarla hevesle isbirligi yapmaktayiz, ancak genisleme amacimiz bulunmamaktadir. Bir analiz veya politika olusturmak için yapmamiz gereken çok sey vardir, ve durup da neler olup bittigini gözlemleyecek zamanimiz yok.
Buradan Nereye Gidecegiz?
Buradan nereye gidecegiz? Feministler "neden?" sorularina, erkek kisminin en büyük kuramsal dayanagina karsi daima taskin bir ilgisizlik göstermislerdir. Örnegin, Kate Millet'in Cinsel Politika'si cinsiyetçiligin neden var olduguna iliskin bir kuram formüle etmeksizin tüm o sayfalari harcamasi nedeniyle elestirmenlerin agir saldirilarina maruz kalmistir. Bizim kuramsal spekülasyona karsi ilgisizligimiz garip bir eksiklik olarak yorumlanmistir. Tabii ki. Benzer sekilde, bizim mantiga ve ilkesizce belli bir durumda Bilinen olarak geçistirilene karsi güvensizligimiz de. Bize "rasyonel olarak tartisamadigimiz" söylenir ve bu türden lafzi danslardan kaçindigimiz dogrudur. Ancak gerçek bizim oyunda gerçek bir kozumuz olmadigidir. Kadinlarla iliskili oldugu ölçüde BILGI ve ARGÜMAN bizim çikarimiza dikkat çekici bir sekilde yabanci olan seylerdir, entelektüel sanatlara karsi disil hürmetsizlik nadiren gizlenir. Aslinda, kadinlar, bu süreçlere yönelik eril imani bir çesit batil itikat olarak görme egilimindedirler, çünkü bu sanatlar ile birincil disil ilgi olan yasamin sürdürülmesi arasinda dogrudan hiçbir baglanti gözlenmemektedir.
Kadin ugraslari genellikle yasami sürdürme süreçleri, kaynaklarin toplanmasi, çocuklarin beslenmesi, giydirilmesi ve barindirilmasi, ve yasamin gereksinimlerinin günlük temelde karsilanmasi etrafinda sekillenir. Enerjimizi, pratik sorumluluklarimizda köklenen "nasil olmali" sorularina da harcamaliyiz. Yasam rutinlerinin gözlemlenmesi ve degerlendirilmesi nispeten bos olan, daha az sorumluluklari olanlarin --örn. erkeklerin-- isi olmalidir. Benzer sekilde, eski bir saka erkeklerin emeklerini harcadiklari seylerin sahte önemine isaret etmektedir: aile reisi arkadasina söyle diyor, "Kizil Çin'in Birlesmis Milletler'e kabul edilip edilmemesi gibi ailedeki büyük kararlari ben alirim, ve esim de yeni bir arabaya ihtiyacimiz olup olmadigi, çocuklarin hangi okula gidecegi gibi küçük olanlari alir."
Kadinlar, kuramsal varsayimlardan ve bunlarin etkilerinden hiçbir özel çikarlari olmadigi ve bu nedenle de lafzi hakimiyet sanatlarinda hiçbir pratikleri olmadigi için, girintili çikintili tekniklere kolay kolay sürüklenmezler. Bunun yerine, küçük bir kiz çocugu bile, kaderlerinin kiymetini bilerek, (Küçük Ev dizisindeki Lucy gibi) durumdaki kuramsal olana karsi nereseyse otomatik bir güvensizlik kazanir ve kendisini dayatan pratik sorunlari çözmek için o andaki anlayis ve içgüdülerine güvenir. Kadinlar, yoksullarin yasal labirentlerden süphe duymasi gibi, mantiga ve onun ritüellerine karsi süphecidirler. Gizemlilikle dolu her iki kurum da kendi çikarlarina karsittir.
Bizim ilgi alanimiz, kadinlar olarak pratik ihtiyaçlarimizi idare etmemiz o kadar ciddi bir sekilde ve sürekli olarak asagilanmistir ki, yaptiklarimiz arasinda önemli olarak görülenler çok nadirdir. Sohbetlerimiz insanlar ve sorunlar hakkinda oldugu zaman, bunlar asagilayici bir sekilde dedikodu olarak nitelendirilir; çalismamiz, zorunlu olarak tekrarlayici ve ev-merkezli oldugu için çalisma olarak görülmez, ancak yardim istedigimizde bu dirdir etmek olarak adlandirilir. Mantiksal olarak tartismadigimizda bu büyük bir eglence kaynagidir, ve en basta böylesi rekabetçi bir zevkle ugrasip ugrasmak istemedigimizi hiç kimse bize asla sormaz.
Bizler, kusurumuz olarak adlandirilan seyleri; bireysel durumlarin içinde köklenen Yasantiya karsi problemden probleme, kisiden kisiye yaklasimi, avantajlarimiz olarak görmeyi ögrenemeliyiz. Geleneksel "bilme" sekillerinin disindaki [bilme biçimlerine] de deger vermeyi ögrenmeli, ve kendimizi içinde buldugumuz durumlara karsi anlayisimizi keskinlestirmeli ve tepkilerimizi çabuklastirmaliyiz.
Feminizm, yeni bir hareket olarak adlandirilanlarla geleneksel sekillerde ugrasmak demek degildir, geleneksel durumlarla yeni sekillerde bas etmek demektir. Davamizin hakliligini tartismak bizim açimizdan bir hatadir; çünkü bu bizim bundan yoksun oldugumuz anlamini ima eder. Bu, bizim katilmaya razi oldugumuz bir yarisma oldugunu, ve ortada hakim hale gelen bir galip ve hakim olunan bir yenik olacagini akla getirecektir.
Feminizm davasini tartismak, güçsüz bir sinifin güç talep etmesine veya bir Halkla Iliskiler sirketinin olasi bir aliciya bir sey satmaya çalismasina benzer, bir yalvarma biçimidir. Feminizm, saygideger bir toplumsal hareket olarak mesruiyet kazanmak için bize sunulan tüm kosullari reddetmek, ve bizim gördügümüz sekilde gerçek çikarlarimizi yeniden tanimlamak demektir. Bu nedenle bizim saldirganliga karsi ilgisizligimiz "pasiflik", ve sistematik örgütlenmeden kaçinmamiz "naiflik" olarak adlandirildiginda, buna kalpten katilmaliyiz. Baska türlü nasil bir seyler yapilabilir ki?
[01] Juliet Mitchell, Women's Estate, Pantheon books, 1971, s. 23.
Metine Iliskin Not
Lynne Farrow'un "Anarsizm Olarak Feminizm"i 1974'de, New York'un feminist dergisi olan Aurora'da yayinlanmistir.
Çeviri: Mor Yagmur&Anarsist Bakis
|