KATEGORİLER:

-------------------------------------------------------------------
GENEL BIR ANARKA-FEMINIZM KURAMINA DOGRU


 Howard J. Ehrlich

Toplumsal anarsizm ve feminizm kuramlari arasindaki benzerlikler, bu iki kurama asina olanlarin istisnasiz dikkatini çekmistir. Her iki kuram grubu da toplumsal ve ekonomik esitsizliklerin köklerinin kurumsallasmis iktidar [ing. power, erk, güç] düzenlemelerinde yattigi görüsündedir; her ikisi de bu düzenlemelerin degistirilmesi gereksiniminin özgürlesmenin bir önkosulu olduguna vurgu yapar; ve her ikisi de kisisel özerkligin [ing. autonomy, otonomi] ve özgürlügün topluluk baglaminda gerçeklesmesi için ugras verir.
Elaine Leeder, L. Susan Brown, Peggy Kornegger, Carol Ehrlich, Neela Scheuning ve Jane Meyerding gibi yazarlarin makaleleri olaganüstü bir sekilde harmanlanir. Hepsi de anarsist feminist konumunu güçlendirmekle beraber, her biri bu konum ile diger feminizm çesitleri arasindaki farkliliklari kendine özgü bir sekilde kavrar. Bizim baslamamiz gereken [yer] iste burasidir. Feminist kuramlarin temel ifadelerini ele almamiz, ve insanlarin nasil bazi ifadeleri onaylayip digerlerini ise onaylamadiklarini gözlemlemiz gerekiyor.
Tüm feminist kuramlar toplumda içindeki kadinlar hakkinda bir takim gözlemlerle ise baslar. Su üç ifade bu gözlemlerin özünü olusturur.
1. Kadinlara ve erkeklere biçilen toplumsal roller esasen kültürel olarak belirlenmislerdir.
2. Toplumun tüm kesimlerinde kadinlara karsi bir ayrimcilik söz konusudur --kisisel, toplumsal, is hayatina iliskin ve politik olarak.
3. Kadinlar fiziksel olarak nesnelestirilmistirler ve, bunun sonucunda da siradanlasmis bir sekilde taciz ve saldiriya maruz kalmaktalardir.
Bu gözlemler veriliyken, feministler sunu belirtmelilerdir:
4. Kadinlar ve erkekler esittir.
Liberal feministler, varolan iktidar düzenlemelerini degistirmek suretiyle [kadinlarin] esitliginin kabul edilmesini amaçlarlar. Onlarin amaci ayrimciligi, yani kurumsallasmis [cinsiyetlere karsi] farkli davranis biçimlerini ortadan kaldirmaktir. Toplumun temel yapilarini degistirmek onlarin hedefi degildir. Ilaveten, bir sinif olarak kadinlar hakkinda veya kadinlarin kültürü hakkinda özel bir iddialari yoktur. Onlarin hedefi iktidar kaynaklarina erisimde esitlik elde etmektir.
Kadin hareketi kadinlar arasinda varolan esitsizlikler --özellikle toplumsal sinif, etnik kimlik [ing. ethnicity] ve deri rengi-- yüzünden bölünmüstür. Adeta daha büyükçe toplumlar için olan bu bölünmeler feminist hareket açisindan --hem ideolojik olarak hem de hareketi organize etme açisindan-- çesitli güçlükler yaratti. Bazi feministler için bunlar mesele olarak algilanmaz; ama bazi digerleri için ise, bunlar iktidar mücadelesinin ikincil unsurlari [ing. suborinate, ona tabi olan] olarak görülür. Yine bazilari --esasen radikal feministler-- ise sinif, etnik kimlik ve renk meselelerinin kadin hareketine dahil edilmesi süreci konusunda bölünüyorlar.
Farkli radikal feministlerin (ve anarsistler de bunlardan birisidir) için, onlarin kuramlarini olusturan bazi ek inanç ifadeleri bulunur. Radikal bakis açisinin tümünde merkezi olan sey, --özellikle de bir kimsenin günlük yasamindaki-- araçlar ve amaçlar arasindaki tutarliliktir.
5. Kisisel olan politiktir.
"Politika", resmi hükümetle ilintlili olan dar olaylar kümesinin ötesine geçen bir sekilde tanimlanir. Politika, günlük hayatimizda yaptigimiz her seyi, bize yapilan her seyi ve bu [olan] seylere dair bizim yaptigimiz her yorumu içerir.
Kültürün toplumsal cinsiyet [ing. gender] temelinde insanlari [birbirinden] ayird edilebilir kilmasi nedeniyle, kadinlar [ing. females] erkeklerinkinden farkli olan bir takim deneyimlere sahiplerdir. Hatta benzer deneyimlerin bile farkli anlamlari olacaktir. Sonuçta ise kadinlar (ve erkekler) birbirinden ayird edilebilen altkültürler [ing. subculture, toplum içinde davranislariyla farkli bir unsur meydana getiren grup] gelistirmistirler. Bu kültürel farkliligin kabulü, feminist kuramin bir baska inanç ifadesinde dile getirilir.
6. Her toplumda ayri, teshis edilebilir bir kadin altkültürü bulunur.
Bu kültürün ayird edici unsurlari, ev isi ve geçimlilik temelinde yapilan çiftçilik gibi yasamakla ilintili faaliyetler; çocuk yetistirme, empati ve dayanisma gibi kisilerarasi iliskileri içeren faaliyetler etrafinda yogunlasmis olan [unsur]lardir (Bazi feminist düsünce çesitleri ruhaniligi [ing. spirituality] de buna dahil eder).
Radikal feministlerin çogu kadinlarin kültürünün unsurlarinin hakim olan erkek kültüründeki benzer [karsilik düsen unsurlara] tercih edilir olduguna inanir. Bazi radikal feministler gayet anlasilir bir sekilde bu noktada dururak, kadinlarin olusturdugu bir toplulukta yasamayi (ve eger mümkünse çalismayi) seçerler. Bazilari ise kadin kültürünün üstünlügünü (ve siklikla da bunun sonucunda kadinlarin üstünlügünü) iddia ederek, kadinlar tarafindan kontrol edilen bir toplumun ataerkil toplumlarin baskici karakterini barindirmayacagini savunurlar.Bunlardan bazilari geçmisteki ve gelecekteki anaerkil toplumlarinin kuramlarini gelistirmistirler.
Tüm politik kuramlar gibi, radikal feministler de degisimin nasil ortaya çikacagi konusunda bir takim ifadelere sahiptirler (Bunlarin çogundan "Building a Revolutionary Transfer Culture" [Devrimci Bir Aktarim [ing. transfer] Kültürü Insa Etmek] baslikli yazimda bahsetmistim, Social Anarchism, sayi 4, 1982). Feminist aktarim kültür için merkezi olan iki gereksinim var:
7. Digerleriyle birlikte kolektif bir sekilde çalisan birey, degisimin yüzeyini olusturur..
8. Isbirligi ve karsilikli yardimlasma ilkeleri üstüne insa edilen alternatif kurumlar, bu degisimin örgütsel biçimleridir.
Anlamli bir toplumsal degisim tek basina çalisan bireylerden kaynaklanmaz. Degisim, karsilikli yardimlasma ve isbirligi düzleminde örgütlenen insanlar sayesinde ortaya çikar. Buna uygun olarak, radikal feministler ve toplumsal anarsistler etkileyici sayida örgütlenme ve ag yapisi [ing. network9 olusturmuslardir; medya kolektifleri, klinikler, tiyatro gruplari, alternatif okullar, kâr-amaçli olmayan is yerleri, topluluk merkezleri ve diger pekçok sey. Peggy Kornegger'in "Anarchism: The Feminist Connection" [Anarsizm: Feminist Baglanti] baslikli makalesinde belirttigi üzere "bu gelismeler genellikle sezgisel" olsa da, radikal feministler tarafindan kurulan örgütler siklikla anarsist ilkeler üzerinde gelismistir. Bunun aksine anarsist feministler için bu baglanti gayet belirgindir. Her ne kadar belirgin bir sekilde veya dogrudan belirtilmese de, özgürlük radikal feminizm için önemli olan bir kavramdir. Önemli bir inanç ifadesi, bazi anarsistlerin "olumsuz" özgürlük anlayisi olarak adlandirdiklarina vurgu yapar. Bu, insanlarin bir amaç dogrultusunda nesneler veya araçlar olarak kullanilamayacaklari bir tarzda toplumun örgütlenmesinin gerekliligini vurgulayan bir ilkedir.
9. Tüm insanlar akillarina veya bedenlerine karsi uygulanan baskidan ve siddetten özgür olma hakkina sahiptir.
Bunun radikal feminist kuramlarda açikça belirtilmemesinin bir nedeni belki de bunun etkilerinin, [feminizm] kuramlarinin çogunun sinirlarinin ötesine geçerek anarsist feminizm [kuramina] dogru yönelmesidir. L. Susan Brown'un "Beyond Feminism: Anarchism and Human Freedom" [Feminizmin Ötesinde: Anarsizm ve Insan Özgürlügü] adli yazisinda belirttigi üzere:
"Bir kimsenin feminist olmasi ve iktidara karsi çikmasi olabilecegi gibi; ... bir feministin de feminist olma hakkindan vazgeçmeden, iktidarin kullanimini sahiplenmesi ve hakimiyeti [ing. domination] savunmasi mümkündür ve tutarsiz bir sey degildir."
Baskidan özgür olmak demek; bir kimsenin kurumsallasmis iktidar, hakimiyet ve hiyerarsi biçimlerinin artik mevcut olmadigi bir toplumda yasamasi gerekiyor demektir. Anarsistler için, erk [ing. power, iktidar] ana meseledir.
10. Bir kimse ne erke boyun egmeli, ne de digerleri üzerinde erk kullanmalidir.
Anarsistler ulus-devleti reddederler, ve kendilerini onun gayri mesrulastirilmasi ve sonlandirilmasi için çabaliyor olarak nitelendirirler. Iktidar düzenlemelerini yapilandirma yetkisi [otoritesi], polis ve askeri güçlerin harekete geçirme tekeli dahil olmak üzere; mesru otoriteyi tanimlama hakkina sahip çikanlar devlet yöneticileridir. Radikal feministler ataerkilligi, yani zorla [zor kullanimiyla] ve erkege ait otoritenin kurumsallastirilmis kabulü sayesinde [olusturulmus olan] erkegin kadina hakimiyetini sona erdirmek için ugrasirlar. Anarsist feministler açisindan, devlet ve ataerkillik ikiz sapkinliklardir. Böylece devleti tahrip etmek demek kurumsallasmis ataerkilligin ana birimini tahrip etmek demektir; [ve] ataerkilligi tahrip etmek demek de bugünkü haliyle varolan devleti tahrip etmek demektir. Anarsist feministler radikal feministlerin çogundan daha ileri giderler: devletin daima tanimsal olarak gayri mesru oldugu uyarisinda bulunurlar. Bu nedenle feministler ne devletin seçim tuzagi dahilinde çalisirlar, ne de mevcut eril devletlerin yerine disil devletleri getirmeye çalisirlar. Daha önce bahsettigim üzere bazi radikal feministler, kadinlar tarafindan kontrol edilen bir toplumun ataerkil bir toplumdaki baskici özellikleri barindirmayacagini öne sürerler; anarsist feministler ise devlet yapisinin bizzat kendisinin esitsizlikleri yarattigi cevabini verirler. Anarsizm, tüm toplumsal esitsizliklerin yeniden vücuda gelmesini engelleyebilecek yegane toplumsal örgütlenme tarzidir.
Anarsist feministler, diger radikallerin genellikle aci tecrübeler sonucunda ögrenmek zorunda kaldiklari seyi bilmekteler: Hiyerarsi, otorite ve iktidardan kurtulunmak için tasarlanmis yeni örgütlenme biçimlerinin gelismesi, yeni toplumsal yapilari gerektirmektedir. Ayrica, örgütlerin düzgün ve etkin bir sekilde islemesi ve yeni gayri resmi seçkinlerin ortaya çikmamasi için; bu yapilar dikkatli bir sekilde insa edilmeli ve devamli olarak beslenmelidir. Eger ortada bir temel eylem ilkesi varsa, bu da günlük yasantimizda sürekli olarak özgürlügü yasabilmemiz için, özgürlük aliskanligini gelistirmemiz [beslememiz] gerektigidir.
Elaine Leeder "Let Our Mother Show the Way" [Birakin Yolu Annelerimiz Göstersin] baslikli makalesinde eril hakimiyeti altindaki anarsist düsüncenin sinirlarini, anarsist kadinlarin genislettigine dikkat çekiyordu. Simdi oldugu gibi o zamanda da cinsiyetçi anarsistlerin var olduguna hiç süphe yok; ama Susan Brown'un belirttigi üzere, "bu yanlizca kendi anarsizmleriyle çelismeleri suretiyle olur".

Alinti: anarsist bakis