KATEGORİLER:

-------------------------------------------------------------------
Penis Ideolojisi Ve Iktidar


 Penis Ideolojisi Ve Iktidar

DILSA DENIZ

"tüm toplumlarin erkek yanli, yani penisi olanlarin egemenligi seklinde örgütlendigi fallokrasi ve onun militarist yapisini görmekteyiz. Dolayisiyla militarizm var oldukça fallokrasi, fallokrasi var oldukça da militarizm hayat bulmaya devam edecektir. Umarim bir gün ikisinden de kurtulma sansimiz olur"


(Üç aylik feminist dergi Amargi’nin Eylül-2006-ikinci sayisinin dosya konusu militarizm idi. Dergide Meltem Ahiska, Ayse Gül Altinay, Nükhet Sirman, Gülru Çakmak, Dilsa Deniz, Zeynep Direk, Ümit Cizre, Colleen Burke, Melek Göregenli ve Karin Karakasli gibi isimlerin militarizme ve onun çesitli yansimalarina dair yazilari yer aliyor. Sitemizde, öncelik sirasi gözetmeden, bu yazilara yer verecegiz.)

Militarizm askerler, askercilik. Yani bir yigin silahli erkek ve bununla var olan iktidarlar. Ordunun siyasal ve toplumsal hayatta etkin rol almasi, sorunlarin çözümünde siddet kullaniminin mesru görülmesi, hiyerarsinin yüceltilmesi, erkekligin siddet kullanimi kadinligin ise korunma ihtiyaci ile özdeslestirilmesi...(1) Silahli iktidarlar ya da silahla iktidarda kalmanin ideolojisi...
Militarizm, erkekligin güç ideolojisi olarak silahlidir ve dolayisiyla tüm ülkelerde erkekler zorunlu olarak bir silahli egitimden geçirilirler. Temelde silahlarin altinda konumlandirilan en önemli silah ise “erkeklik” ve dolayisiyla onun gerçek silahi olan “penis”tir. Günlük yasantimizda biz farkinda olmadan bu en eski ve en “dogal” silahi ve onun ideolojisinin hükmünü her zaman ensemizde hissederiz: Izleri gerçek hayatimizin ifade araci olan dilimizde, çevremizde, yaratilan maddi ve manevi degerler dizgesinde, algimiz ve davranislarimizda saklidir. Incelenirse bir yigin kavramin, simgenin hem cinsellikte, hem de askeri anlamda ortak kavramlar oldugunu görürüz. Çok farkli ve alakasizmis gibi duran bu iki alanin, aslinda iç içe geçmis, daha dogrusu birinin digerinin varlik nedeni ve besleyici kaynagi oldugu görülebilir.
Insanligin, penisi olanlar ve olmayanlar gibi basit biyolojik farkliligin sosyal açidan avantaj ve dezavantajlara dönüstügü gezegenimizde, erkek çocuklar ergenlige, yani “erkek” olmaya adim attiklari dönem olan ergenlikte penislerini ölçme eylemliliklerini gerçeklestirirler. Penis ölçümü elbette ki ebat ile “daha çok erkek” olmanin iliskisiyle birlikte, penis ve penis faaliyetlerinin ilk iktidar araci olarak bilinmesinin günümüze kadar gelen izlerinden biridir. Tipki askerlikte ya da yetiskin erkeklerin silahlarla iliskisinde oldugu gibi.
Kadinlarin ikincil cins olarak magduru olduklari sistemli ayrimcilik, cinsiyetçilik olarak tanimlanirken, bunun fallokrasinin (penis egemenliginin) dogurdugu bir sonuç olarak; erkeklerin (ve fallusun sembolik gücünün) kadinlar üzerindeki egemenligini ifade eden isim(2) oldugunu biliyoruz. Yukaridaki militarizm taniminda kadinligin korunma ihtiyacina vurgu yapilmaktadir. Korunma ama kimden ve neden? Tabi ki ötekilerin cinsel saldirilarindan korunmasindan bahsedilmektedir. Fiziksel güçsüzlügünden dolayi degil. Öyle olsa zira çok sayida fiziksel olarak zayif konumdaki erkek de var. Dolayisiyla militarist yaklasimda çizilen sinirlar içinde ve disinda, dönemine göre kadinlara yönelik tehlikeler yaratilmakta ve bunun sonucu olarak da yine kadinlarin korunma ihtiyacindan bahsedilmektedir. Ne güzel degil mi? Özellikle savaslar hep “kadinlarimizin namuslarinin korunmasi” argumani üzerinde yürütülmekte ve bal gibi de yutturulmaktadir. Bu daha çok uzun baris dönemlerinde kullanilan bir söylemdir ki savas, saldiri ve isgal ihtimallerinin pazarlanmasi üzerinden, toplumdaki erkeklerin ve kadinlarin militer hale getirilmesinde önemli rol oynarlar. Bu nedenle militarizm aslinda savas zamanindan çok baris zamaninda gelisir.(3) Iste yaratilan bu söylem (aslinda gerçek tehlike de) bu korunma ihtiyaci hem militarizmin hem de cinsiyetçiligin yeniden üretiminde kullanilmaktadir. Böylece, aslinda ‘cinselligin aidiyetligini’ tanimlayan bir alan içindeki kadinlarin, bir tür penis saldirilarindan “mülk” olarak korunmasindan söz edilmektedir. Bu nedenle fallokratik simgelerin kullanimi önemli hale gelir. Örnegin, ülkelerin ‘milli kahramanlarinin’ heykellerine, özellikle atlar üzerindeki heykel olarak- tasvirlerine bakilirsa ilginç bir durum karsimiza çikar. Bu atlarin büyük bir çogunlugu (hatta tamami) iri testislere sahip heybetli, öfkeli, saha kalkmis “erkek” atlardir. Öyle heybetli ve yüksektirler ki bazen sadece onlarin testislerini görebilirsiniz. Ve eger milliyetçilestirilmis iseniz o testislere taparsiniz. Daha dogrusu tapmaniz istenir. Bu kendi kadinlarina ve diger toplumlara verilen ciddi bir cinsiyetçi militarist mesajdir: En büyügü bizde... ayaginizi denk alin!... Iste fallokrasinin gerçek göstergesi. Tehdit ve tahrik edici, ileri firlamaya hazir iki erkek. Önüne gelene korkmadan atlayacak kadar cesur! Cesaret militarizm ve cinsiyetçi cinsellikteki ortak kavramlardan biridir. Cesaret ve TAHRIK: hem cinsellikte hem de militarist jargonda sik kullanilan iki kavram. Cesaret her iki anlamda, hem asker, hem de erkeklikte sahip olunmasi gereken bir meziyet olarak kurulur. Dolayisiyla küçük yastan itibaren erkek çocuklar askeri ve cinsel anlamda “cesur” olmaya, saldirmaya, ele geçirmeye tesvik edilirken, kiz çocuklari da korkmaya, korunmaya. Cesur ve “güçlü” olan tahrik olur. Tahrik edilmek, elinde olmadan arzu yaratmak, isgale, tahribe yöneltme, yani saldiri (cinsel ya da askeri) için bir gerekçe... Tahrikin arkasinda “hakli” saldiri gelmektedir. Sinirlari asip (kisilerin ya da ülkelerin), isgal de dahil olmak üzere bir dizi eyleme girisme nedeni olabilir. Bir yigin tecavüz ve taciz olayinda, hatta namus cinayetinde bu kavramin ana merkezde yer almasi tam da bu nedenle sasirtici degil. Neden saldirmak için sadece erkekler ve askeri güç olarak üstün konumda olanlar tahrik olurlar? Neden tahrik eden kadinlar ve güçsüzler, tahrik edilen (ne kadar da edilgen ve masum!) erkekler, ya da askeri anlamda güçlü olandir?
Bu güç iliskisi baglaminda yaygin olarak hem militarist, hem de cinsiyetçi bir alanda kullanilan taciz kavrami, askeri anlamda her zaman bir düsmanlik belirtisidir. Bu nedenle taciz atesi, taciz uçuslari sik olarak kullanilir. Günlük hayatta kadinlara yönelik tacizin anlami sorgulanirken, kadinlarin günlük yasamda kontrol altinda tutulmasi gereken düsmanlar olup olmadigi da sanirim hesaba katilmalidir. Taciz her zaman güçlüden güçsüze yönelik isleyen bir eylemdir. Tacizin yavas yavas tecavüz olgusuna götüren bir rota izledigi ya da böyle bir tehdit içerdigi de bilinir.
Bu nedenle tecavüz de askeri terminolojide çok kullanilan bir kavramdir; bilinebilen tüm anlamlariyla... Tabi cinsel bir saldiri biçimi olarak da. Insan‘oglu’ tarihinin en karanlik, en eski siddet araci olarak; kendi cinsel organini hükmetme, yani iktidar için bir silah olarak kullanmaya baslamasinin ürünü olarak eski bir geçmise da sahip. Kendi iktidarinin temel ögesi olarak, bir cinsin kendi ayirt edici organini, biyolojik bir uzvunu, bir silah olarak, diger cinse ya da kendi cinsinden olana karsi bir siddet araci olarak kullanmasi seklinde tanimlanabilir. Bir güç, erk, yani iktidar iliskisi olarak, biri ya da birilerinin, ötekini istegi disinda ve güç kullanilarak bedenine, kisiligine, iliskilerine veya tüm aidiyetlerine yapilan fiziksel, sosyal ve psikolojik imha eylemidir. Aslinda tam anlamiyla bir militarist eylemdir. Bir iktidar hatirlaticisidir.
Iktidardan bahsetmisken sadece erkeklere özgü olan” iktidarsizlik” diye bir hastaliktan bahsetmek sanirim ilginç olacaktir. Bir hastalik ve sadece erkeklere özgü(!) Nedir iktidarsizlik? Bir erektasyon sorunu? Iktidarsiz olmak erekte olamamak ise, o zaman baska bir okumayla erektasyon hali midir iktidar olmak? Bir kalp ya da baska bir rahatsizlik degil de ereksiyon probleminin “iktidarsizlik” olarak halk arasinda nitelendirilmesi sadece bir tesadüf olabilir mi? Elbette ki hayir! Aslinda cinsiyete dayali hiyerarsinin, güç iliskisinin ve bunun sosyal teorisinin küçük bir açiklamasindan baska bir sey degildir. Bu yüzden tüm toplumlarin erkek yanli, yani penisi olanlarin egemenligi seklinde örgütlendigi fallokrasi ve onun militarist yapisini görmekteyiz. Dolayisiyla militarizm var oldukça fallokrasi, fallokrasi var oldukça da militarizm hayat bulmaya devam edecektir. Umarim bir gün ikisinden de kurtulma sansimiz olur.

DIPNOTLAR:
1. Shaw,1991, Lutz 2002,Enloe 2004, Wikipedia
2.Andreé Mitcel, Feminizm, Iletisim yay. Cep Üniversitesi, çev. Sirin Tekeli sy.6
3.Alfred Vagts, (1999, 15) wikipedia