Siyahî Sayi 3 Mart – Nisan 2005, s. 60-65
cins(iyet)e ihanet
kinky imam
iktidar kategorilere ihtiyaç duyar. bireylerin ve kitlelerin amaçlanan toplum düzenine uyarlanabilmeleri ve bu düzen içinde arzulanan biçimde islerlik kazanabilmeleri için siniflandirilmalari, kategorilere bölünmeleri, arsivlenmeleri gerekir. iktidar sahipleri ve düzen kurucular (devlet, dinsel örgütlenmeler ve tüm diger üst kurumlar) toplumun yönetimi için nüfus sayiminin yeterli olmadigini gayet iyi bilirler; elbette ki özne cinsiyeti, yasi, meslegi vs. nin toplamindan biraz daha fazlasidir. yine de bireyler, düzenin korunmasi adina her biriyle teker teker "ugrasilmasini" gerektirmeyecek sekilde genis kategoriler içinde gruplanmalidir: iktidarin perspektifinden bakildiginda toplum, yan yana gelmeyi seçmis insanlardan çok, bir "tipler tiyatrosu" olarak görünür. ancak "tipleri" toplumun kendisi icadeder.burada tipki hedef kitlesini belirleyen bir reklamci gibi düsünmeliyiz: tipler (örnegin maden isçileri, anneler, escinseller...) bireylerin digerlerine göre daha çok önem atfedilen niteliklerine (örnegin meslek, ailevi rol, cinsel pratik) indirgenmesiyle olusturulur.1 iktidara düsense bu tipleri kendi lehine (ama aslinda onlarin refahi için) gereçsellestirmek, denetlemek, onlar adina toplumsal misyonlar seçmek ve hatta isine gelmedigi zaman onlara karsi tedbir almaktir. toplum normlar, ideolojiler, ahlaki dogmalar türetir, iktidar odaklari da bunlari alip mutlaklastirir, stratejik yönetim aygitlarina dönüstürür ve propaganda yoluyla istismar eder.2 bu noktada toplumun icadettigi ve kodladigi tipler iktidarin zayif hedefleri haline gelir. çogu birey, toplumun onu "onun adina" tarif etmesine ve böylece iktidar tarafindan konumlandirilmaya elverisli bir form almasina karsi direnmek söyle dursun, kendi kendini bu tip modellerine uygun sekilde yontar. bu kendini benzer kilma islemi, bireyi özgün bir kimlik insa etme yükünden ve hiç bitmeyecek içsel kesiflerden, iktidar ve toplumu da yasadigi sürece az ya da çok degisen özneyi tanima zahmetinden kurtarir. kopyalamalar bazen o kadar basarili olur ki, icad edilmis insan tiplerini dogrularcasina stereotipik bireyler ortaya çikar.
toplumda "escinsellik" bir cinsel kategori olmanin ötesinde bir yasam tarzini çagristirir. "escinsel" tarihasiri bir insan tipidir; ete kemige bürünmüs stereotip olarak mumyalanir, o hep ne olduysa yine o olarak kalacaktir, herkes escinsellerin ne oldugunu bilir. süphesiz ki cinsel kimlik herkesin yasamindaki birincil belirleyicilerden biridir, ancak escinsel bireyin yasamindaki tek belirleyici ögenin cinsel kimligi oldugu farzedilir ve biyografisi cinsel kimliginden ibaret bir varlik olarak yazilir. yasami ne denli basari öyküleriyle süslenmis olursa olsun o, tipler tiyatrosundaki trajik figürdür. escinseller degismeyen imgelerine o kadar mahkumdur ki, yasayan insanlardan çok birer görüngü gibi algilanirlar, "aramizda" gezinip durmalarina alisilmis hayaletler, maddelesmis fantazmalari animsatirlar. bir rönesans tablosundaki escinsel ne ise sokakta karsilasilan escinsel de sanki odur; ikisi de uzakta ve gerçekdisidir.nasil olup da ortaya çiktiklarina akil sir erdirilemeyen, halklarin surasina burasina belli sayilarda serpistirilmis mitolojik yaratiklara benzerler. her ne kadar mevcudiyetlerinden yakinip dursa da, escinseller kötücül ikonlar olarak iktidar için gayet faydalidirlar. toplumun egitilmesi ugruna birkaçinin insan içine karisip boy göstermesine destek bile verilir; zira escinselin yasami ögreticidir. bu nedenle yasam öykülerinin halk arasinda -tipki fabllar gibi- kulaktan kulaga anlatilmasi kamusal ahlagin saglamlastirilmasina katkida bulunacaktir.iktidar bir anlamda, ne kadar önlem alirsa alsin toplumun fire verebilecegini kabul eder ve ibretler araciligiyla çogunlugu etkisi altinda tutmaya çabalar.
insanlarin cinsel yönelimleri genelde iki kategoriye ayrilarak ele alinir: heteroseksüalite ve homoseksüalite. ancak bu ayrim ne davranisbilimsel ne de kültürel anlamda bireylerin cinsel kimlikleri ve cinsel pratikleri hakkinda pek bir sey söylemez; örnegin heteroseksüel birey iflah olmaz bir sodomist olarak yasamini sürdürebilir. keza bu dualist ayrim kendi "normallik" ve "anormallik" ögretilerini olusturmakta da yetersiz kalir. temelde hemcinse yönelimin bir patoloji, karsi cinse yönelimin ise saglik belirtisi oldugu varsayilsa bile, heteroseksüel birey hazza ulasmak için penetrasyona basvurmaksizin (örnegin sado-mazohist pratikler dahilinde) sayisiz yol seçebilir. haz ilkesini reddeden ve cinselligin yalnizca üremeye yönelik bir biyolojik faaliyet olmasi gerektigini savunan ortodoks bilim adami ise her hangi doyuma ulasim yöntemine sapkinlik tanisini koyar. öyleyse cinsel cinsel açidan tam olarak saglikli birey "üreyen bireydir".3 iktidar iste tam da bu haz ilkesini dislayan tezi benimseyerek toplumu yönlendirir: kadinlar ve erkekler zamani geldiginde aile kurmali ve çocuk sahibi olmalidir, yasamin amaci ve bireyin hazzi aramasi gereken düzlem budur, zaten tanri ve doga da bizden bunu talebeder. iktidar (gelin artik sunun adini koyalim: devlet) insan cinselliginin haritalanmasi ve farkli cinsel pratiklerin çözümlenmesiyle falan ilgilenmez. onu ilgilendiren kisilerin sistem içindeki rollerini nasil oynadigi ve cinselliklerinin bu rolleri nasil etkiledigidir. aile yapisinda erimesi bireyin yönetilmesini kolaylastirir.kabile, asiret ya da devlet, her hangi hiyerarsik sistemde siki baglarla bütünlestirilmis bireyler, yiginlar halindeyken teker teker olduklarindan daha kolay kontrol altinda tutulurlar. çiftlerin çocuk sahibi olmalari önemlidir; ne anne ne de baba çocugu kolay kolay terketmeyecegine göre aile yapisinin çözülmesi nispeten zordur. bu nedenle aile kurumu devlet tarafindan tekrar tekrar yüceltilir. baska toplumsallasma alternatifleri (örnegin komünler) kendi inisiyatiflerini ve kolektif yasam metodolojilerini yaratarak bagimsizlasma tehdidi tasidiklari için aile nihai ortaklik modeli olarak gösterilir: her sey ailede baslar ve ailede biter, her sey aile içindir.4 escinsel birey bilindik anlamda bir aile kurmaya ve çocuk sahibi olmaya açikça uygun görülmedigi için düsman ilan edilir. o sadece bencil zevklerinin pesinden kosan bir bireyci degil, ayni zamanda sürdürdügü "tuhaf" yasam pratigiyle bir toplum karsitidir. biseksüalite ise escinselligin tersine dogal bir egilim degil de, egilimlerden birinin digerine baskin gelemedigi bir cinsel kimlik kimlik kargasasi olarak degerlendirildigi için pek tartisma konusu edilmez. biseksüel birey "kronik kararsizdir", ne öteki ne beriki tarafta yer almayi becerebilmistir. olsa olsa bir geçis sürecindedir, evrimini tamamlayarak heteroseksüellige ya da homoseksüellige ulasacaktir.5
erkekegemen dünyada tarih boyunca escinsel erkekler inceleme ve seyir nesnesi olarak escinsel kadinlara kiyasla daha çok ilgi gördü. escinsellik halk arasinda ve tipta erkek escinselligi üzerinden açiklanmaya çalisildi.kaldi ki kadin escinselligi, ortada bir phallus olmaksizin cinselligin yasanamayacagina dair yaygin inanç nedeniyle tam bir muammadir, hatta kimilerince ciddiye bile alinmaz: phallus yoksa haz da yoktur, o halde kadinlararasi cinsellik konudisidir. kadin ona maledilen niteliklerle, ikincilligi, güçsüzlügü, edilgenligi, muhtaçligi itibariyle zaten garip ve acinasi bir yaratiktir. bir erkeginse "gerçek bir erkek" gibi kadinlari arzulamamasi onu bir karikatüre dönüstürür ve kadinin "seviyesine" indirir. jargondaki siradan bir sözcük iken küresel ölçekte neredeyse bütün dillerde kabul gören "gay" terimi, escinsel erkege dair stereotipik imgeyi pek güzel sembolize eder. toplumda erkek güç ve iktidar sahibidir, dolayisiyla bir despot gibi ciddi görünerek korku uyandirmalidir. nese disil bir duygulanim olarak kabul edilir, nesenin ölçüsüz bir sekilde ortaya konmasi ancak kadinlar için caizdir. bu durumda escinsel erkek yalnizca kadinlardan degil iktidardan da vazgeçmistir: "neseli erkek" belli ki artik mütehakkim degildir, eril güç erkegin kadinlar ve diger erkekler üzerinde kurdugu tahakkümle ölçülür.erkek insanlari dize getirmeye çalistigi sürece gülünç olmaktan kurtulabilir, her daim gücünü gözle görülür biçimde sergilemekle ilgilenmelidir- dozu kaçmis bir nese erkegin itibarini düsürür. genel kaniya göre escinsel erkek olsa olsa ereksiyon yetenegini kaybettigi için kadinlara yönelmeyi birakmistir, bu nedenle erkek escinselligi yalnizca güç iliskileri dahilinde degil cinsel anlamda da edilgenlikle özdeslestirilir- escinsel erkek zararsizdir.
escinsellik her ne kadar cinsel sapkinlik degerlendirmesiyle ötekilestirilse de, hemcinsler arasindaki iliskilerin de yaygin kadin-erkek iliskisi modelinin dinamiklerine sahip oldugu varsayimiyla partnerlerden birinin digerini her anlamda domine ettigi sonucu çikarilir. bu önyargi süphesiz ki, çiftlerin ortak yasamlarini ancak eslerden birinin üstünlük saglayarak digerini egemenligi altina almasiyla sürdürebilecegi dogmasindan kaynaklanir. her toplumsal yapida oldugu gibi burada da bir yöneten (erkek) ve bir yönetilen (kadin) olmalidir. ayni anlayis çevresinde eslerden birinin daha kadinsi ötekinin de daha erkeksi olmasi beklenir. escinsellik sik sik bireyin "karsi cinse dönüsme" idealiyle açiklanmaya çalisilir.6 burada bir çeliski söz konusu degil: eslerden ikisi de karsi cinse özenir, ancak güç dengesinin korunmasi adina bir taraf digerine oranla karsi cinse daha çok benzemeye baslar.
erkeksi kadinlar ve kadinsi erkekler tedavi olmak üzere klinigi boylarlar, zira kadinin ve erkegin dogasi sözde pozitivist bir yaklasimla teorize edildi ve yasalastirildi. sözde pozitivist diyorum çünkü kadin ve erkek psikanaliz ve darwin'den önce de asagi yukari bugünkü tanimlaniyordu. dogadaki diger hayvanlara dair gözlemlerden hareketle kadinin ve erkegin profilini çikarmak hatali degilse bile eksiktir; insan en basindan beri, yani toplumsallastigi andan itibaren kurallar, tabular, kanunlar yazdi ve kendini bunlara tabi kildi. uygarlik yapaydir, yani insan yapimidir ve sonsuz farkli sekil alabilir. burada büyük bir ikiyüzlülükle karsilasiyoruz: insanlik ne kadinin ve erkegin "aslinda oldugu seye" dair tezlere, ne de herkesin esit hak ve özgürlüklere sahiboldugu demokratik toplumsal düzene uygun olarak yasamaktadir. bugün uygarlik, siniflarin, uluslarin (ya da konu çerçevesinde erkeklerin) iktidar sahibi olmalarini kolaylastiran bir gerece dönüsmüstür, bizi "yasasizligin tehlikelelerinden" koruyup mutlu kilma vaadi bosa çikmis, yalnizca ayricaliklari adaletsizce dagitan bir sömürü sistemi yaratmistir. uygar kadin ve uygar erkek de düpedüz ilkel kadin ve ilkel erkek gibi esitsizlikleri üzerinden formüle edilir. bu formüllere paralel biçimde statüler belirlenir; herkesin esit gibi gözüktügü ama aslinda önceliklerin ve iktidarin daha bastan tartismasiz erkeklere hediye edildigi bir düzenek içinde toplumsal roller biçilir. disilik ve erillik- tipki heteroseksüellik ve homoseksüellik gibi- olabildigince tezat tarif edildigi için kadin ve erkek birbirlerine yabancilasarak yasar. oysa kadinlar ve erkekler doganin degil, içinde yasadiklari toplumun ürünüdürler, kismen içgüdüleri, büyük oranda ise toplum tarafindan yönlendirilirler. dolayisiyla kadinligin ve erkekligin kriterleri dogal degil kültüreldir. kadin kadinligini, erkek erkekligini yalnizca toplumun belirledigi koordinatlar dahilinde kanitlayabilir. sözkonusu olan, dogada verilen yasamkalim savasi degil uygarlik sahnesinde sergilenen performanstir. disil ve eril davranis normlari kültürel oldugu halde, birey karsi cinse "özgü" jestlerde bulundugunda hasta olarak yaftalanir. hastalik bireyin istemedigi bir duruma isaret eder, oysa ki davranissal baglamda karsi cinsle benzesim bir kültürel çatisma sorunudur; bireyin istekleri toplumun beklentileriyle örtüsmemektedir.7 toplum kararli ve matematiksel kesinliklerle planlanmis yapisini kari/kocalar, anne/babalar, norm-al kadin ve erkeklerle korur, normal bir toplumsal sistem ancak normal bireyler tarafindan isletilebilir. o yüzdendir ki atipik bireyler saglikli bir organizmadaki kanserli hücreler gibi gözükürler. birey dogumundan ölümüne kadar kendi davranis ve görünüm gramerini olusturmadan, normal kadin ve erkek rollerinin aktörü olarak pekala rahatlikla yasayabilir. credo quia absurdum, ve diger normal vatandaslar nasil yapiyorsa siz de öyle davranir ve görünürsünüz. bu sayede ne kendi basiniza ne de toplumun basina dert açmis olursunuz. ancak tabloyu bozan bir seyler hep vardir, çünkü bireyler ne kadar normallestirilse de istisnalar ortaya çikar ve kendilerini var etmenin bir yolunu bulurlar.
"queer" tipki lezbiyen ve gey gibi escinsel jargonuna ait bir terimdi. ancak lezbiyen ve gey arastirmalarinin çogalmasi ve çesitlenmesiyle sözcügün anlami genisledi, escinsellerle beraber birçok baska minör grubu kapsayabilme potansiyeline ulasti. queer'in ingilizcde tuhaf, acayip gibi anlamlarda kullanildigini göz önünde bulundurursak sözcügün bu potansiyele ulasmis olmasi sasirtici degil. queer her ne kadar escinsel terminolojisine eklenmisse de dogrudan bir cinsel pratige gönderme yapmaz, normallesmemis her birey queerdir ve queer çalismalarinin ilgi alanina girebilir. escinseller aslinda sabitlenmis imgelerinde, düzcinsellerin anti-tezi gibi normallestirilirler. anormalliklerinin evrensel bir profili çizilir ve her escinsel birey bu profilde karakterize edilmeye çalisilir, birey bu profile uydugu ölçüde ona rezerve edilmis sahada normallesir. dolayisiyla queer'in net net bir tanimi yoktur- bilakis bireyasiri tanimlamalara direnmenin ifadesidir. bireyin basta cinselligi olmak üzere, görünümü, davranislari, biçemi ve yasam pratikleriyle normlari reddini imler. queer onu çevreleyen sosyal örgüyle uyusmazlik gösteren ya da gösterebilen bireydir, ne o ne de budur- öznenin biricikliginin ve kendiliginin savunusudur. kisi kendilestigi (yani stereotiplesmedigi) ölçüde tuhaflasir. her birey ancak tek tek etüd edilerek taninabiliyorsa, bireyin cinselliginin referanslari da yine onun kendisinde aranmalidir.kategorileri kesinlestirmek ve damitmaktan hoslanan rasyonalitenin kararsizliga, belirsizlige tahammülü yoktur. eger kategoriyle uyusmuyorsa birey degismelidir. bu tür bir rasyonalite bireye inanmaz;ona göre adeta temsiller bireylerin degil, bireyler temsillerin uzantilaridir. queer ise temsillerin degismezligini ve dogrulugunu bozar, kendi içkin nitelikleri disinda temsil edilmesi mümkün olmayandir. iktidar için, toplumun kendisinin bile acayipliklerine terk ettigi bu bireyler sosyolojik fenomenler olmak disinda yokturlar, zira sistem temsil edilebilenler için vardir. queer toplumsal gerçekligin kiyisindaki gri alanlarin sakinidir, istatistiksel baglamda % 99luk dilime karsi % 1lik "ve digerleri" payinda yer alir. queer majör kimlik (identity) baz alinarak olusturulmus birer karsit kimlik (contra-identity) degildir. majörle (x) özdeslesimin negatifi alinarak (-x) olusturulmaz, ancak bir kimliksizlik (non-identity) ve nötrlük durumu da degildir. queer özne ayriksi ve otantik bir yapidir, kendi kendini teorize eder ve yalnizca kendini temsil eder. bireyler ortak kimlik bilesenlerine sahip olsalar da, bir bütün olarak birbirlerine esitlenemezler. bu anlamda queer bir kategori degil, kategoridisi bireylerin, benzemezlerin teskil ettigi öbektir. queer varolus merkeze göre pozisyon almamanin mücadelesidir, o yüzden de iktidar odaklarinin birey üzerindeki denetimini zayiflatir. tanimi tamamlanmadigi ölçüde gücünü koruyan bu kavram bireye dair hep daha fazla veri edinme ilkesinden beslenir. toplumsal isbirligi ancak bireylerin birbirilerini yüz yüze ve dolaysiz olarak tanimasi yoluyla adil ve verimli kilinabilir, o halde etik açidan dogru olan bireylere ait verileri genellestirmemektir. queer varsayimlara alerjiktir: eger her bireyin kendi yasam pratikleri içinde incelenmeyi hakeden. essiz bir varlik olduguna inaniyorsak, bireylerin cinselliklerinin de biricik ve öngörülemez oldugu sonucuna variriz.
çocuklarin, henüz cinsiyet kodlarinin kesinlesmedigi, cinsel yönelimlerinin halen kendi kesif menzillerinde oldugu protoseksüel dönemin, queer kavramina en yakin durumlardan biri oldugunu iddia ediyorum. bu dönemde çocuk henüz egitimden geçmemis haliyle normlari ihlal etmeye son derece yatkindir. yirticiligiyla, kendisine dayatilan tüm aliskanliklari püskürtmeye ve kendi isteklerine sadik kalmaya çabalar. zamanla kadinlik ve erkekligin neleri gerektirdigini ögrendikten, cinsel egilimlerini kavradiktan sonra, isyan etmeyi bir yana birakir ve yalnizca hayatini kolaylastirmanin yollarini aramaya, adapte olmaya baslar. yetiskinlik birçok bakimdan özgürlük savasinin gerilemesi anlamina gelir.
queer kavrami muglakliklar, melezlikler, karmasik göstergeler ve her çesit kendiligindenlikle barisiktir. bu yüzden bireyin mutlakçi ve otoriter sistemlere karsi mücadelesinde son derece etkili bir silah olabilir. bana kalirsa -ne kadar liberter olursa olsun- kadinlarin ve erkeklerin "ne olduguna" dair yazilmis her ögreti kaçinilmaz olarak cinsiyetçidir. ayni sekilde farkli cinsel egilimleri katisiksiz siniflandirmalara maruz birakarak, soyagaci çikarmaya çalisan ögretiler de ayirimcidir, çünkü her bireyin cinsel pratigi zaten biricik ve farklidir. eger özgürlesmek istiyorsak toplumu kategorilere ve siniflara degil, geriye yalnizca bireyler kalana dek bölerek parçalamaliyiz. ancak bu sayede temsiliyetlerden kurtulup kendimizi gerçeklestirebiliriz. hedef herkesin kendi rotasinda tuhaflasarak birbirini sevmesi olmali.
Notlar:
1 örnegin iktidar açisindan escinsel bir maden isçisinin bu iki "belirgin" özelliginden biri greve gittiginde, digeri sokakta sevgilisiyle elele dolastiginda önem kazanacaktir.
2 anti-semitizmi hitler icadetmedi. o, alman halkinda zaten varolan yahudi düsmanligini "kesfetti"; zekice manevralar ve ajitasyon yetenegiyle irkçiligi körükledi ve bir ideoloji olarak ulusallastirdi. zaten yahudi soykirimi alman halkinin isbirligi ve istegi olmaksizin gerçeklestirilemezdi.
3 ayni ortodoks bilim adami rahatlikla su sonuca varabilir: tarih boyunca üreme yetenegi oldugu halde çocuk sahibi olmamis ya da en azindan çocuk sahibi olmayi istememis her birey patolojikti.
muhafazakarlarin ünlü totolojik savunusunu hatirlayalim: "herkes escinsel olsaydi insan soyu nasil devam edecekti?"
4 biraz daha ileri giderek, ötekini yadsimanin ilk önce ailede ögrenildigini ileri sürecegim. kan bagini ele alalim. kan bagi menfaat siralamasini kökten degistirir: öncelik ailededir, onu bireyin akrabalari, dostlari, hemsehrileri, soydaslari ve son olarak ait oldugu ulus izler.menfaat gözetiminin en uç siniri ulustur. bireyin, yasaminin basinda ailede edindigi kan bagi bilincinin ulusal yayilimi irkçiligin kökeni konusunda bir fikir veriyor. bireyin ayni ulus içinde yasasa dahi, farkli irklara karsi düsmanlik gelistirebilmesi bunun kanididir. kan bagi bilinci dindaslik bilincini de geride birakabilir, zira tarih ayni dini benimsemis uluslar arasindaki savaslarin örnekleriyle doludur. ulusal mitlerin hemen hepsi "ayni soydan gelenlerin" kahramanlik hikayeleriyle baslar. aile kavraminin soyutlanarak ulusçu ideolojiyi nasil besledigi, "vatan evlatlari" bir komut üzerine baska vatan evlatlarini gözlerini kirpmadan öldürdügünde görülebilir.
5 biseksüellerin kimi escinseller tarafindan "hainler" gibi görülmesi pek de sasirtici degil bana kalirsa, nitekim heteroseksüel-homoseksüel kutuplasmasi fanatizm üretmekte. tipki heteroseksüel birey gibi homoseksüel birey de cinsel yönelimini övünç kaynagi ("gay pride") haline getirerek misilleme yapma ihtiyaci duyar. her iki taraf da saflasmanin pesindedir, biseksüel ise süphe uyandirici bir melezdir.
6 belki de bu nedenle transseksüellik escinselligin kristalize olmus hali ve madden gerçeklesmesi biçiminde algilanir.
7 unabomber söyle bir saptama yapar: "toplumumuz sisteme uymayan her hangi düsünce ya da davranis seklini "hastalik" olarak addetmeye meyillidir ve bu makul bir tutumdur, çünkü birey sisteme uyum saglamazsa bu onun aci çekmesine sebep oldugu gibi sistem için de sorunlar çikarir. nitekim bireyin manipüle edilerek sisteme uydurulmasi "hastaliga deva" gibi görülür." unabomber manifesto, 155. paragraf.
|