KATEGORİLER:

-------------------------------------------------------------------
Femme Fatale


 Femme Fatale: Sevilmeyen Kadin

Yazan: Talat Balca Arda

Özgürlüklere sahip olmanin mesru yolu, klasik feminist düsünüse göre siyasi, demokratik ve toplumsal alandan geçer. Özel alana hapsedilen kadin toplumsal alana geçip haklari için omuz omuza savasmalidir. Bu durumda “femme fatale” mesru yoldan çikmis kötü kiz kardestir ve hatta bu ugurda aforoz dilmelidir; çünkü gücünü klasik feministlere göre cinsellige saklamistir.
Kadinlarin içinden çikmak için bin bir derde girdigi özel alani, “femme fatale” 50’li yillarda Holywood’un korku-fantastik-dedektif karisimi filmlerinde kendine kale yapmistir. Klasik kara film örnekleri ”Gilda”, “Laura” ve “Rebecca”dan daha sonra “Temel Içgüdü”, “Kanit Vücutlar”, “Zehirli Sarmasik” veya “Diabolique” gibi postmodern kara filmlerde rastlanan “Femme fatale” mekaninin efendisidir; aynalar, anahtar delikleri, gölgeler onu bütünleyip sinirlarini tanimsiz kilar. Ancak elbet “femme fatale”in evi veya mekani, aile babasinin “Honey, I’m home” diye içeri girdigi, sicak aile saadetinin sürdügü, küçük sevimli çocuklarinin oynastigi, aydinlik, güvenli ve dolayisiyla tanimli özel alan degildir. Karanlik bir gece kulübü, Gilda’nin; birbirine gizli kapilarla baglanan odalarla donanimli labirentsel malikane, ölmüs sahibe Rebecca’nin; havuzlu lüks camlarla ve aynalarla kapli los ev, Catherine Trammel’in (Temel Içgüdü) bütünleyici ögesidir. Tanimlanmis bilinen toplumsal alanin efendisi erkek, “femme fatale”den hem korkar hem de onu arzular. “Fatale”e duyulan sehvet aslen “bilgi”ye duyulan açliktir (bu bilgi açliginin öznesi de genellikle erkek bir polis veya bir dedektif olmaktadir- kadin ise onun arastirma konusudur). Bu durum, erkegin cinsel aktiviteyle beraber kadini kesfedip tanimlanmis hale getirme istegi ile ilgilidir. Böylece erkek libidonal ego tatmini ile beraber kirilan iktidarini tekrar kurup “femme fatale”i bertaraf edebilecektir. Ancak klasik “fatale”ler vücutlarini sunduklarinda zihinsel olarak cinsel aktiviteye girmeyerek; postmodern “fatale”ler ise cinselligi sade sado-mazosist oyunlar seviyesine getirerek erkek karakterin planlarini bozar. Zaman içinde erkegin bilgi açligi takintiya evirilerek onu “fatale”e daha da baglar. O yüzden “femme fatale”, feministleri mutlu edemedigi gibi ataerkil sistemi de korkutmaktadir. Film “Gilda”da oldugu gibi “fatale”in evlenmesiyle veya Rebecca’da oldugu gibi malikanesinin yakilmasiyla bitirilip “fatale”lerin mekanlarindan ayrilmasiyla sonlanirsa senarist tarafinca ataerkil tahakküm zinciri korunur. Ayrica çagimizin yasayan “femme fatale”i Madonna evlenip iki çocuga karismis ve hepimizin gözleri önünde evcillesmistir.

Ölüm ve ask oyununu sahsinda birlestiren “fatale” karadul örümcegi misali erkekte vajinafobyayi uyandirmaktadir. Kadinin vajinafobya ile erkekte iktidar sahibi olusu feministlerce, kadinin “vücut” yoluyla yaptigi bir eylem olmasindan dolayi asagilanir. Yoksa kadin entelektüel islevlerde (politika-bilim-sanat) erkekle yarismali; beyin-akil bölümünü ataerkil sistemde oldugu gibi erkeklere birakmayip vücuda saplanmamalidir. Bu düsünce klasik Platoncu ve sonrasindaki aydinlanma çagi zihniyetin bir ürünüdür ve maneviyatin madde üzerindeki üstünlügüne dayanir. Maddi-Manevi ayriminin ve hiyerarsisinin, aynen kadin-erkek ayrimi ve hiyerarsisi gibi bir kurgu ve bir söylem oldugu ve aslen sistemin kendini bu kilit noktada mesrulastirdigi düsünülürse bu inançtan da kaçinmak, feminist düsünceye renk getirecektir. Elbet cinselligin kadinca hakimiyet alanina alinmasini kadinin maçolasmasi gibi algilayip klasik feminist bir okuma yapmak mümkündür. Erkege yöneltilen sözlü taciz, belden asagi muhabbetler, açik cinsel davetler “fatale”in cinselligi erkekten çaldigi yerlerdendir. “Temel Içgüdü”de “fatale”in sorusturma sirasinda makdulü “becerdigini” söylemesi filmin en can alici noktalarindan biridir: Sharon Stone tüm kadinlarin intikamini almistir. Böylece küfür geleneginin “fuck” edebiyati erkek egemenliginden alinmistir. Ancak “fatale”in bu tutumu, feminizme göre, erkegin cinselliginin “fetih yapan” pozisyonunu üstünlük olarak kabul etmek ve “erkekleserek” “fethedilen”den kurtulmaktir. Bu da “fatale”i kadin kimliginden çikarir. Hatta “fatale”in “Zehirli Sarmasik”ta (Ivy-evin kizi), Temel Içgüdü’de (Roxy-Beth-Catherine), Rebecca’da (Rebecca-Mrs Danvers) cinsel ve duygusal olmak üzere lezbiyen iliskilere giriyor olmasi, erkegi lüzumsuzlastirip iktidarini güçlendirdigi yerlerdendir. Ancak feministlerce, “fatale” bu eylemlerle kadinliktan çikmistir. Feminist transfobya burada yerini almistir: Birçok feminist kadin örgütünün transseksüellere kapali olmasi, kadinin bir özü olduguna olan inanç ile paraleldir; ancak tüm cinsiyet tanimlarinin birer kurgu oldugu düsüncesi, yerlesik cinsiyetler arasi tahakküm iliskilerini yerinden edebilecek güçtedir. (Darke&Cope, 2002- Uluslararasi Kadin Çalismalari Forumu) … Üstelik kadinlarin atasi Havva da bir “fatale”dir; Havva seytana uyup Adem’i cinsellige davet etmis, Tanri yolundan onu saptirip cennetten kovulmalarina neden olmustur. Elbet Kadinla Seytanin isbirliginden dogan “fatale” dünyevi-ruhani varlik melezi, cinsiyetsiz bir yaratik olarak sekillenebilir. Ne de olsa dini okumalar melekleri cinsiyetsiz olarak tanimlamistir. Seytan insanlari kandirarak, onlara fani zevkler sunarak Allah katindan uzaklastirandir. Seytan “fatale” ile ayni dilden konusur; insanlara pis kelimeleri ögretir. Öyleyse seytan bir kiliga girecek olsa, en güzel bir “femme fatale” olarak kurbanlarini bulabilirdi.
“Fatale”in karanlik ortamlari kendine mekan seçmesi ve bir kara film klasigi olarak her zaman için yüzünün bir yaninin gölgede kaliyor olmasi, izleyicinin gözünde “fatale”in vücudunu muglakta birakir. Böylece izleyici vücudun kalan bosluklarini fantastikle doldurabilir. O yüzden de “fatale”in ayna diyaloglari, kara film klasigidir. Her an izleyici aynada “fatale”in gerçek seytani yüzünü görme heyecanina düser. Ancak “aynalar” görüneni yansitir yani bir anlamda aynalar yalancidir ve “fatale” ile isbirligi içindedir; aynen “Pamuk Prenses” masalindaki kötü cadi ile sihirli aynasinin iliskisinde oldugu gibi… Elbet Gilda’nin aynanin önünde nispet yaparcasina saçlarini geriye atisi, sinema tarihinin en keyifli sahnelerinden biridir.
Öyleyse “Femme Fatale”in hem ataerkil sistemce hem de klasik feminist söylevce dislanisi bir sürpriz olmamali. Çünkü “fatale” kendisinden baskasini sevmez ve de kendisinden baskasina hizmet etmez. Fatale hiç kimsenin kadini olmadi.